DeFi; Internet bankacılığından sonra en büyük değişim

Bilgisayar ve akıllı cihazların hayatımıza girmesiyle başlayan dijitalleşme, hepimizi zamandan, mekândan bağımsız, anlık olarak birbirine bağladı. Aynı dijitalleşme, değer takasının da aynı hızla gerçekleşmesi ihtiyacını doğurdu. Şubelerden yapılan ve sonuçlanması günler süren para transferlerinden, aplikasyonlar üzerinden anlık hizmet aldığımız günlere geldik.

Teknolojinin gelişimi, hayatı ve süreçleri şüphesiz kolaylaştırıyor ama küresel çaptaki tüm operasyon manuel olarak tetiklenen, birçok aracının bulunduğu ve siber saldırılara açık merkezi yapılarda sürdürülmeye de devam ediyor.  Bugün, geçen yılın en sıcak konularından biri olan ve blockchain üzerinden geleneksel bankacılık hizmetlerini akıllı sözleşmelerle gerçekleştirmeyi hedefleyen DeFi hakkında konuşalım istiyorum. 

DeFi Nedir?

DeFi, yani merkeziyetsiz finans, geleneksel bankacılık hizmetlerini akıllı sözleşmeler aracılığıyla blockchain üzerinde aracısız, takip edilebilir, hızlı ve daha düşük maliyetlerle gerçekleştirmeyi hedefliyor. Altı çizilmesi gereken önemli bir noktası ise hem merkez bankaların çıkaracağı dijital paralar, hem de kripto paralar ile kullanılabiliyor olması. Test aşamasındaki DeFi sistemleri üzerinde bugün kullanıcıların yaklaşık 40 milyar dolarlık yatırımı bulunuyor.

DeFi Bankacılık Sektöründe Yeni Bir Çağ Başlatacak

BlockData tarafından yayınlanan raporda, blockchain teknolojisiyle gerçekleştirilen uluslararası para transferlerinin, geleneksel yöntemlere göre 388 kat daha hızlı ve 127 kat daha ucuz olduğu ortaya çıkıyor. Akıllı sözleşmelerin otonom işleyen yapılar olması sebebiyle de insan hataları ortadan kalkıyor ve operasyon riskleri de neredeyse sıfıra iniyor.

Bugün Ethereum ağı üzerinde yoğunlaşan DeFi uygulamalarını kullanıcılar arası borç verme, likiditenin kullanıcılar tarafından sağlandığı ve karşılığında gelir elde edilebilen merkeziyetsiz borsalar, stablecoin takasları, merkeziyetsiz ödeme ve sigorta araçları şeklinde sıralayabiliriz. Kullanıcılar arası borç verme örneğinde, elinizdeki kripto parayı teminat olarak bir akıllı sözleşmeye kilitleyerek karşılığında stablecoin alıyor ve bunu istediğiniz gibi kullanıyorsunuz. Borcunuzu stablecoin olarak geri ödediğinizde ise teminat olarak gösterdiğiniz kripto parayı tekrar cüzdanınıza aktarabilirsiniz. Kilitlediğiniz kripto paranın değeri düşmüş ise borcunuzu ödemeden akıllı sözleşme içinde kilitli bırakabilirsiniz.

Bu uygulamaların, Ethereum 2.0, Polkadot ve Avalanche gibi daha ölçeklenebilir yeni nesil blockchain protokollerinde de yer almaya başlamasıyla birlikte kullanımın daha da artması bekleniyor. DeFi dünyasında hayata geçen her bir gelişme kullanıcı odaklı gerçekleşirken, blockchainlerin birbirleriyle konuşabilir hale gelmesi sayesinde ekosistem büyümeye devam ediyor. DeFi’ın son iki yıl içerisinde gösterdiği performansa baktığınızda bu dönüşümün bankacılık sektörü üzerindeki etkisinin “internet bankacılığı” kadar büyük olacağını söyleyebilirim.

Bankacılık sektörü için DeFi fırsatları

Bitcoin’in önderliğinde olgun bir gelişim gösteren kripto para piyasaları bundan 5-10 sene önce ponzi veya dolandırıcılık şeması olarak değerlendirilirken bugün birçok medya platformunda kripto paralarla ilgili yapıcı içerikleri görmeye başladık.  Köklü finans kurumlarının da kripto paralara karşı daha benimseyici bir tavır sergilediklerini görüyoruz. J.P.Morgan, Goldman Sachs ve BBVA gibi dev bankalar kendi bünyelerinde DeFi ekiplerini kurmaya başladılar.

Bir bankanın kuracağı DeFi platformu, içerisinde hem mevcut hem de yeni nesil finansal hizmetler içerebilir. Bankaların halihazırda kart uygulamaları ve sadakat programları gibi işlettiği değerli hizmetler varken DeFi tarafında da müşterilerine fırsatlar sunabilir. Kripto para piyasalarının İsviçre dışında henüz istenildiği gibi düzenlenememesi ise bankalara saklama hizmetleri açısından fırsatlar sunuyor. Öncelikle her blockchain tabanlı uygulamada olduğu gibi DeFi’de de en kritik konu cüzdan yönetimi olarak öne çıkıyor. Bankaların bugüne kadarki tecrübelerinden yola çıkarak kripto para ve benzeri dijital varlıklar için saklama hizmeti verebilecek altyapıya sahip olduklarını varsayabiliriz.  Düzenleyicilerin koydukları kurallara da uyumluluk gösteren bankaların gelecek regülasyonlara da katkı sağlamaları açısından DeFi alanında tecrübe kazanmaları önemli. Bir diğer fırsat ise açık bankacılıkla birlikte bankalar ve banka olmayan kuruluşların entegrasyonları sonucunda ortaya çıkacak hizmet çeşitliliği ve kimlik bilgilerinin paylaşımı. Bu noktada bankalar, üçüncü partilerle DeFi uygulamaları kurgulayabilir ve blockchain tabanlı kimliklerin de kullanılmasıyla kullanıcılarına yeni gelir fırsatları yaratabilirler.

Özetle, öncelikle bankacılığın içinde olduğu bu dönüşümde DeFi ürünlerini dikkate almak ve dikkatle incelemek gerekiyor. Bundan sonraki adım, DeFi hizmetlerinin sorunsuz bir şekilde kullanıcılara açılacağı bir düzenlenmiş ortam arayışı olmalı. Türkiye’nin kripto para ve dijital varlıklar konusunda dünyada önemli merkezlerden biri haline gelme hedefi için Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin sandbox oluşturulma kararını oldukça isabetli buluyorum. Düzenleyiciler, merkez bankası, bankalar ve fintechlerin katılım sağlayacağı Singapur benzeri bir sandbox oluşumunun, ülkemizin bu hedefine katkıda bulunacağına şüphe yok.

Share this post

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email