Ne oldu da Bitcoin 5 ayda 5 kat arttı?

Bugünlerde tüm mecralarda Bitcoin ile ilgili olumlu ya da olumsuz haberlerle karşılaşıyoruz. Bitcoin bu popülerliğini, 2020 Ekim ayında 12.000 USD olan fiyatının  2021 Şubat ayında 58.000 dolara ulaşmasına borçlu. Fiyatındaki dalgalanma dolayısıyla  tüm dünya çapında hem bireylerin hem de büyük kurumların gözünde popüler bir yatırım ve tasarruf aracına dönüştü. Bununla birlikte değerindeki bu ani iniş çıkışlar Bitcoin’i hedef alan eleştirilerin de başında geliyor. Fiyat dalgalanmasındaki makasın bu kadar açık olmasını bazı kesimler Bitcoin’in para olma iddiasını zayıflatan bir etken olarak görüyorlar. Günümüzü bir dönüşüm süreci, yani alışık olduğumuz mevcut para sisteminden Bitcoin sistemine geçiş süreci, olarak kabul ettiğimizde fiyat oynaklığını bir noktaya kadar göz ardı edebiliriz. Ancak en büyük iddiası sınırlı arz (Bitcoin madenciliği ile BTC sayısı 21 milyona ulaştığında, arzı sonlanacaktır) olan Bitcoin’in dünyada kabul gören bir para birimi olabilmesi için, değerinin düzenli olarak artması beklenir. Bu artış hızının ise toplum nezdinde gördüğü benimsenme hızına paralel olması beklenecektir. Dolayısıyla son beş ayda fiyatının beş kat artmasının ardında Bitcoin yatırımcı sayısının da beş kat artması yatmıyorsa, ki elimizdeki verilere göre yatmıyor, neden,  diye düşündüğümüzde bambaşka bir tablo ile karşılaşıyoruz.

Ne oldu da Bitcoin’in fiyatı 5 kat arttı?

Pandeminin dünya ekonomisindeki etkisinin kripto para piyasasına nasıl yansıdığını geçen haftaki yazımda detaylı olarak incelemiştim. Bankalardaki faiz oranlarının sıfıra yakın olması sebebi ile kurumlar, hazinelerinin bir kısmı ile Bitcoin alarak hazine yönetiminden sağladıkları geliri alışık oldukları seviyede tutmayı amaçladı. Küçük yatırımcılar da büyük kurumların yarattığı bu rüzgara kapılarak onları takip etti.

Diğer taraftan yaşanan yarılanmayla (Halving) beraber enflasyonu yarıya düşen Bitcoin altından daha düşük enflasyona sahip bir yatırım aracına dönüştü. Bunun yanında yatırımcılar önceki yarılanmaları hatırlayarak fiyattaki hızlı artışın tekrarlanacağını düşündü. Bu beklenti sebebiyle de satın alımlar hızlandı. 

Bu iki gerekçe piyasa spekülatörleri için son derece elverişli bir ortam sağladı. 

Spekülasyonlar ve Elon Musk

Bu durum, geçmişte SEC ile manipülasyon konusunda başı derde giren Elon Musk için de  büyük bir fırsat yarattı. Musk’un bu ortamı kullanarak verdiği destek ile zaten yükselme trendine girmiş olan Bitcoin fiyatı 40.000 – 45.000 dolar seviyesinden 60.000 dolara büyük bir hızla tırmandı. Musk sonrasında ise “Bitcoin ve Ethereum’un fiyatını yüksek buluyorum” diyerek akılları karıştırmaya devam etti. Bunun üzerine ünlü ekonomist Roubini, manipülasyon yaparak piyasayı yönlendirdiği iddiası ile Musk hakkında soruşturma açılması istemiyle SEC’i göreve davet etti. Bill Gates ise ‘’Elon Musk’ın kaybedebileceği çok fazla parası var, aman siz dikkatli olun’’ diyerek küçük yatırımcıları temkinli olmaları konusunda uyardı. 

Tüm bunlar Bitcoin’i nasıl etkiler?

Bitcoin’in geleceği açısından esas olan, geniş halk kitleleri tarafından alternatif bir para birimi ve değer saklama aracı olarak kabul görmesidir. Piyasalarda yaşanabilecek büyük çalkantıların küçük yatırımcılarda yaratacağı zarar, güven problemine dönüşerek Bitcoin’in gelişimine ket vurabilir. Piyasanın mevcut gelişim hızı, Bitcoin’in bilinirliğini önemli derecede artırmış olsa da, piyasada güveni asıl tesis edecek olan etkenin, fiyattaki istikrar olması beklenir. 

Fiyattaki büyük dalgalanmalar düzenleyici kurumların harekete geçmesine de davetiye çıkarabilir. Düzenleyici kurumların yeni teknolojilerle karşılaştıklarında ortaya koyabilecekleri gereğinden sert bir tavır, ekosistemin gelişimini yavaşlatabilir. Son dönemde ABD Hazine Bakanı Janet Yellen ve AB Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın demeçlerini dikkate aldığımızda, söz konusu tarafların verebilecekleri tepkilerin dozajı konusunda iyimser olmak çok da mümkün değil.

Bunlara ilave olarak, fiyattaki oynaklığın sebebinin Bitcoin’in kendisinden değil ekonomik sistemdeki yapısal düzenlenme ihtiyacından kaynaklandığını görmek gerek. Bitcoin, altında yatan fikirsel güç ve gördüğü ilgi sayesinde artık yok sayılamayacak bir noktaya geldi. 2018 yılında yaşadığı benzer dönemden sağ kalarak çıktı ve yoluna devam etmeyi başardı. Dolayısıyla bugünkü çalkantılı atmosferden de güçlenerek çıkmasını beklemek için elimizde yeterince sebep var. Bu senaryo gerçekleşirse tüm dünyada servetin tarihte eşi görülmemiş miktarda el değiştirmesine şahit olabiliriz. Bu durumun ekonomik sonuçları kadar toplumsal ve siyasi sonuçları da olacaktır. Yine de şu durumu göz önünde tutmakta fayda var. Kurumsal müşterilerin yatırımcı olarak oyuna girmesiyle birlikte, kısıtlı sayıda yatırımcıda fazla miktarda Bitcoin toplanacaktır. Bitcoin’in geleceğin para birimi olma iddiasının ancak toplumun tüm kesimlerince kullanılması ve günlük hayatın bir parçası olması durumunda gerçekleşebileceğini düşünürsek, bu kümelenme Bitcoin’in iddiasını zayıflatacaktır. 

Sonuç olarak, Bitcoin iddiasını gelecek üzerine kurmuş bir denge ve kontrol mekanizmasıdır. Yaşadığı zorluklar karşısında gelişmesine fırsat verilir ve desteklenirse ekonomik düzenin içerisinde yer alabilecek agresif parasal politikalara karşı bir sigorta ve toplumlar için varlıkların değerinin korunabileceği bir can simidine dönüşebilir. Bugün yaşadığımız gelişmeler Bitcoin’in kendini kanıtlaması için vermesi gereken sınavlar olarak değerlendirilebilir. Ya da belki de gelecek çoktan gelmiştir. 

Share this post

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email